← Blog
Yazar Söyleşisi

Bir Gönül İşçisinin Kelimelerle Dansı: Şair Ramazan Sağdıç ile "Sanrı" ve Şiir Üzerine Enfes Bir Söyleşi

Edebiyatın o naif ve sarsıcı limanına sığınanlar, kelimelerin ruhları nasıl şifalandırdığını iyi bilirler. Bugün blogumuzda, duyguları mısra mısra işleyen, sayfalara sığmayan hisleri kalbimize nakşeden çok özel bir ismi ağırlıyoruz: Şair Ramazan Sağdıç.

Manolya Yayın Grubu
Bir Gönül İşçisinin Kelimelerle Dansı: Şair Ramazan Sağdıç ile "Sanrı" ve Şiir Üzerine Enfes Bir Söyleşi

Geçtiğimiz günlerde Minimal Yayınları etiketiyle okurla buluşan ilk şiir kitabı "Sanrı" ile Idefix'te En Çok Satanlar listesinde 1. sıraya yükselerek büyük bir yankı uyandıran Sağdıç ile; çocukluk yıllarının masal sayfalarından, televizyon ekranlarında birinciliklerle taçlanan şiirlerine, mesleki yaşamından aşkın o büyüleyici metafiziğine uzanan derin ve edebi bir yolculuğa çıkıyoruz.

Masal Kitaplarından Şiir Atlasına: Sayfa Aralarında Saklı Kalan İlk Kıvılcım

Kariyerinize nasıl başladınız? Edebiyat ve şiir hayatınıza tam olarak ne zaman, hangi duyguyla dahil oldu?

Şiirle ilk gerçek temasım, merhum büyük usta Cemal Safi’nin o eşsiz dizelerini okumamla başladı. Ancak kendi yazma serüvenim, bir köy okulunun kısıtlı imkânları içinde, çocukça ama tertemiz bir duyguyla filizlendi. Öğretmenimiz, ödevlerini yapanlara hikâye kitapları verir, biz de aramızda değiş tokuş yapardık. O dönem gönlümün düştüğü naif bir arkadaşım vardı.

Öğretmenimizin dağıttığı o kitabın bir gün mutlaka dönüp dolaşıp ona ulaşacağını bilerek, sayfaların arasına küçük notlar, şiir denemeleri iliştirirdim. Ona olan duygularımı bu fısıltılarla anlasın isterdim. Yani aslında şairliğim, değerli dostum Ömer Çavdar’ın o meşhur dizesinde olduğu gibi başladı:

"Aslında şair değildim, belki bir gün sen okursun diye yazdım."

O meşhur "Aşk Bilmecesi" şiirinizin hikâyesi de bu yıllardaki masumiyete mi dayanıyor?

Evet, o çocuksu ama derin hisleri, yıllar sonra olgunlaşan kalemimle "Aşk Bilmecesi" şiirinde şu dizelerle kağıda döktüm:

"Gözlerinde başlar vur harekâtı,
Her sabah karşıma gelişin yeter.
Çıkar kalbimden bir ömür zekâtı,
Yanımda bir gece kalışın yeter..."

Sayıların Soğukluğundan Kelimelerin Sıcaklığına: Mali Müşavir Bir Şair

Şiir dışındaki hayatınızda insanları şaşırtan bir kimliğiniz var: Mali Müşavirlik. Sayıların o katı dünyası ile şiirin soyut evreni nasıl bir dengede duruyor?

İnsanlar bunu duyduğunda genellikle çok şaşırıyor, iki uç nokta olarak görüyorlar. Yaklaşık 10 yıldır Mali Müşavirlik yapıyorum. Ancak benim için şiir bir hobi, boş zaman uğraşı ya da gelgeç bir heves değil; şiir benim doğrudan aldığım nefes, içtiğim su. Şöyle özetlemeyi seviyorum:

“Ben evimin rızkını Mali Müşavirlikten, gönlümün rızkını ise şiirden kazanıyorum.”

Şair olmasaydınız ne olurdunuz? Hayatınızda kırılma yaratan başka bir anı var mı?

Şiirin olmadığı bir hayatı hiç tahayyül etmedim. Yazmadığım anlarda bile usta şairlerin dizeleriyle beslenirim. Lise yıllarında Türkçe öğretmenimizin tahtaya yazdığı Yahya Kemal'in o meşhur 'Merdiven' şiirini baştan sona tek nefeste okumuştum. Öğretmenim bana dönüp, "Senin gözlerinde büyük bir aşk var, eminim bir gün sözlerine de yansıyacaktır" demişti. Şayet kaderimde şair olmak yazmasaydı, muhtemelen çok dokunaklı bir aşk romanı yazarı olurdum.

Idefix'te Zirveye Taht Kuran Bir İlk Kitap: "Sanrı"

                  

Gelelim o muazzam başarıya... Minimal Yayınları’ndan çıkan ilk şiir kitabınız "Sanrı", kısa sürede okuyucudan büyük bir kabul görerek Idefix'te En Çok Satanlar listesinde 1. sıraya yerleşti. Bu büyük ilgi size ne hissettiriyor?

Bir şair için yazmak, ıssız bir adadan denize şişe içinde mektup bırakmaya benzer. O mektubun birilerinin kalbine ulaştığını, orada bir yankı bulduğunu görmek tarif edilemez bir bahtiyarlık. "Sanrı", benim yıllar boyu biriktirdiğim sessiz çığlıkların, uykusuz gecelerin ve kalbimin süzgecinden geçenlerin somutlaşmış hali. Bu başarının mimarı, kelimelerimde kendi acısını, sevdasını ve özlemini bulan kıymetli okurlarımdır.

Kitabın arka kapağında yer alan ve okuyucuyu hemen yakalayan o dizeler adeta bir itiraf niteliğinde. Buradaki felsefeyi biraz açabilir misiniz?

Arka kapakta yer alan o şiir, aslında yazma eyleminin kendisinin nasıl gizli bir aşk ilanı olduğunu anlatıyor:

"Ellerini tutuyorum sanki
Saçlarını okşuyorum
Kokun var mürekkeplerde
Seni kokluyorum
Kalemi elin
Kağıdı tenin bilirim
Kimse bilmez ki cümleleri
Sen diye kucakladığımı
Halbuki ben seni seviyorum
Kim çıkarıyor şiir yazdığımı?"

Burada kalemi sevdiğinin eli, kağıdı onun teni bilen bir teslimiyet var. İnsanlar benim şiir yazdığımı sanıyor; oysa ben sadece birini seviyorum, mısralar ise o sevginin ardında bıraktığı izlerden ibaret.

"Zirve Bir Varış Noktası Değil, Sonsuz Bir Arayıştır"

Şiirde zirveye ulaştığınızı düşünüyor musunuz? Ya da "Sanrı"nın bu büyük satış başarısı sizin için bir zirve mi?

Asla. Sanatta "oldum" dediğiniz an, aslında çürümeye ve tükenmeye başladığınız andır. Şaire sormuşlar: "En güzel şiiriniz hangisi?" diye, o da "Henüz yazmadığım şiir" cevabını vermiş. Aşk devasa bir okyanussa, bugüne kadar yazılmış tüm aşk şiirleri o okyanustan alınmış bir kaşık su gibidir.

Eğer manevi anlamda zirveyi soruyorsanız; benim gayem beşerî aşkı bir basamak, bir köprü kılarak ilahi aşka giden o nurlu yolda yürümektir. Gerçek zirve orasıdır ve ben o yolda henüz emekleyen bir yolcuyum.

Bu yoldaki en büyük manevi rehberleriniz kimler?

Hiç şüphesiz en büyük ustam ve rehberim Yunus Emre’dir. Onun 13. yüzyılda yazdığı duru Türkçeyi bugün bile hiçbir yabancılık çekmeden, kalbimiz ürpererek okuyoruz. Şiir dilindeki o samimiyet, sadelik ve derinlik benim her zaman pusulam olmuştur.

Ayrıca televizyon ekranlarında, KONTV'de yayınlanan "Şiirler Yarışıyor" programında "Dua" şiirimle hafta birinciliği, "Aşkı Şedid" ile ay birinciliği ve nihayetinde "Payitaht" şiirimle sezon şampiyonluğu elde ettiğimde de hep bu geleneksel damardan beslendim.

Gelecek Projeler ve Dijital Çağda "Yapay Sevda" Tehlikesi

Kitap dışındaki gelecek projelerinizden ve planlarınızdan bahseder misiniz?

"Sanrı" kitabımızın imza günleri, söyleşileri ve seminerleri için yoğun bir takvime giriyoruz.

Ayrıca dijital dünyada daha önce denenmemiş, şiir ve görsel sanatı birleştiren yepyeni bir format hazırladık. YouTube kanalımız için stüdyo çekim aşamasına geldik; en kısa sürede takipçilerimizle buluşturacağız.

Bir aşk şairi olarak, günümüz dünyasındaki dijitalleşmeyi ve edebiyatın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Gençlerin yazmaya olan ilgisi sevindirici olsa da edebi derinliğin günden güne kaybolmasından endişeliyim. Artık her şeyi 7-10 saniyelik hızlı tüketim videolarına sığdırmaya çalışıyoruz. Okuma alışkanlığı azaldıkça, hisler de sığlaşıyor.

Gelecekte romanların, hikayelerin ve şiirlerin yapay zekaya yazdırılacağı bir döneme doğru gidiyoruz. Korkarım ki gerçek duygulardan uzak, "Yapay Sevda"ların yaşandığı mekanik bir dünyaya uyanacağız. Bizim yegane görevimiz, kalbimizin sıcaklığını ve o saf insanı duyguları mısralarla korumaktır.

Ramazan Sağdıç Kimdir?

1986 Konya'nın Bozkır ilçesi, Aslantaş köyü doğumlu olan Ramazan Sağdıç, evli ve iki çocuk babasıdır. KONTV'de düzenlenen "Şiirler Yarışıyor" programında büyük başarılar elde ederek sezon şampiyonu olmuştur. 10 yıldır aktif olarak Mali Müşavirlik yapan şair, ilk şiir kitabı "Sanrı" ile çok satanlar listesinde zirvedeki yerini korumaktadır.

Ramazan SağdıçRamazan Sağdıç SanrıSanrı şiir kitabıMinimal Yayınlarıidefix en çok satanlarRamazan Sağdıç röportajıaşk şiirlerimodern Türk edebiyatıKonya şairleriCemal SafiYunus Emre şiirleriMali Müşavir şairedebi röportajlarAşk Bilmecesi şiiriSelçukya Kültür ve Sanat Derneği